AYIN SÖZÜ

Önce sosyalistleri topladılar Sesimi Çıkarmadım, Çünkü ben sosyalist değildim. Sonra sendikacıları topladılar Sesimi çıkarmadım, Çünkü ben sendikacı değildim. Sonra çingeneleri topladılar Sesimi çıkarmadım, Çünkü ben Çingene değildim Sonra Yahudileri topladılar Sesimi çıkarmadım, Çünkü ben Yahudi değildim. Sonra beni almaya geldiler Benim için sesini çıkaracak kimse kalmamıştı". PAPAZ MARTİN NİOMİLLER

23 Nisan 2011

KÜRK MANTOLU MADONNA/SEBAHATTİN ALİ

Tutkulu aşkın inanılmaz örneği olan bu roman ben de ihtirası ve önyargıyla hareket etmenin insanı bitirdiğini öğretti.Kendi kendime hep sordum Sabahattin Ali ölmeseydi ya da öldürülmeseydi bu enfes romanın üzerinde birşeyler daha yazabilir miydi diye?Felsefe, psikoloji ağırlıklı derinliği olan bir roman.Bu romanla birlikte yazara aşık oldum diyebilirim.

'şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum. bu eksik sana değil, bana ait... bende inanmak noksanmış... beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum... bunu şimdi anlıyorum. demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar... ama şimdi inanıyorum... sen beni inandırdın... seni seviyorum... deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum...'
''Hayatımızın bir takım ehemmiyetsiz teferruatın oyuncağı olduğunu, çünkü asıl hayatın teferruattan ibaret bulunduğunu görüyordum. bizim mantığımızla hayatın mantığı asla birbirine uymuyordu. bir kadın trenin penceresinden dışarı bakabilir. bu sırada gözüne bir kömür parçası kaçar, ehemmiyet vermeden bunu ovuşturur, ve bu minimini hadise dünyanın en güzel gözlerinden birini kör edebilirdi. yahut bir kiremit, hafif bir rüzgarla yerinden oynayarak, devrin gıpta ettiği bir kafayı parçalayabilirdi. göz mü mühim kömür parçası mı, kiremit mi mühim kafa mı, diye düşünmek nasıl aklımıza gelmiyorsa ve bütün bunları nasıl kabule mecbursak, hayatın daha başka türlü bir çok cilvelerine de aynı tevekkülle katlanmaya mecburduk.'

“kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. bunun sebebi herhalde, ‘bu böyle olmayabilirdi! ’ düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.”

“Yaşamak tabiatın en küçük kımıldanışlarını sezerek; hayatın sarsılmaz bir mantık ile akıp gidişini seyrederek yaşamak; herkesten daha çok, daha kuvvetli yaşadığını, bir an’a bir ömür kadar çok hayat doldurduğunu bilerek yaşamak… ve bilhasa bütün bunları anlatacak bir insanın olduğunu düşünerek, onu bekleyerek yaşamak….”

'Başkasına merhamet etmek, ondan daha kuvvetli olduğunu zannetmektir ki, ne kendimizi bu kadar büyük ne de başkalarını bizden daha zavallı görmeye hakkımız yoktur.'

3 yorum:

  1. Beni çok etkilemişti bu kitap. Sabahattin Ali ölmeseydi diye benim de çok kez düşündüğüm olur.

    YanıtlaSil